Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’nin 3’üncü toplantısı Murat Kurum başkanlığında başladı

DHA

Türkiye’nin 6 Şubat’tan bu yana mücadelesini sürdürdüğü yıkıcı depremlerin ardından yaralar sarılmaya başlandı, şehirlerin yeniden ayaklanması için çalışmalar hızlandırıldı.

Bu süreçte bir ilke de imza atıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’nin oluşturulacağını duyurdu.

Şehirlerin doğal afetlere daha hazırlıklı hale getirilmesi için oluşturulan projenin ilk toplantısı ise 3 Mart’ta İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde gerçekleştirildi.

Türkiye afetlere hazır hale getiriliyor

Yetkin bilim insanları, ilgili kurumların teknik ekiplerinin yanı sıra yabancı uzmanların da destek vereceği çalışmada yer alacak kurul üyeleri belirlendi.

Son olarak, projedeki çalışma gruplarının görev alanları belli oldu.

İkinci toplantı ise 10 Mart’ta Gaziantep’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum koordinasyonunda gerçekleştirildi.

13 kurul oluşturuldu

Kurum, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, şehirleri afetlere karşı dirençli hale getirecek kurulların, “Destek Hizmetleri ve Sosyal Politikalar”, “Deprem ve Yer Bilimleri”, “Hasar Tespit” “Enkaz ve Atık Yönetimi”, “Şehirleri İnşa ve İhya”, “Kentsel ve Kırsal Dönüşüm”, “Mekansal Planlama”, “Yeni Yapı Teknolojileri”, “Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Akıllı Şehirler”, “İklim Dostu Yeşil Dönüşüm”, “Kentsel ve Kırsal Altyapı”, “Tarihi ve Kültürel Miras” ve “Kriz Yönetimi ve İletişim”isimleriyle oluşturulduğunu bildirdi.

Murat Kurum başkanlığında toplantı başladı

Son olarak 3’üncü toplantı ise bugün İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde başladı. Toplantı öncesi değerlendirmelerde bulunan, Deprem ve Yer Bilimleri Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, değerlendirmelerde bulundu.

“Bütün yaptığımız hesaplamalar üç boyutlu”

İstanbul ve Marmara Bölgesinin önemli bir gündem olduğunu belirten Prof. Dr. Cenk Yaltırak’ın açıklamaları şu şekilde:

Benim de o paralelde yürüttüğüm çalışmalar var. Onları izleyeceğiz. Yani bakanlık neler yapıyor? O konuda bilgi alacağız. Büyük ihtimalle bir yol haritası gösterilecek. Onun üzerinden, biz de kendi yaptıklarımızı, neler yapılması gerektiği yönündeki görüşlerimizi Bakanlığa ileteceğiz. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma sonucu yeni bir fay haritası yapıldı. 2022 yılında da dünyanın en iyi dergilerinden birinde yayınladık bunu. Bu fay haritası daha önceki haritalardan daha çok veri kapsıyor. Yani 22 bin kilometre sismik veriden yapılmış bir harita. Daha önceki haritalar 2001 yılında işte bin 630 kilometre ve ona katkıda bulunan bir miktar, yani 2 bin 500’ü bulan kilometre bir veriye sahipti.

Şu anda elimizde çok büyük bir veri setinden yapılmış bir fay haritası var. Bütün yaptığımız hesaplamalar üç boyutlu, daha öncekilerin hepsi iki boyutluydu. Zaman bağımlı olarak yapıyoruz. Aynı zamanda elimizde oluşturduğumuz, Marmara Bölgesi’ndeki zeminlerin özel bir haritası var. O özel haritaya göre de ivmeler, tasarım ivmeleri, spektral ivmeleri hesaplayabiliyoruz. Şimdilik çok büyük bir veri ile uğraştığımız için 120 bin noktada 750’ye 750 metrelik pikseller içinde her zeminin davranışını biliyoruz.

“Hastanın hangi hücreleri tehlikeliyse onları alacağız”

Eskiden olmuş yani 2019 depremleri, bu en son Düzce’de olan depremde de modelimizi test ettiğimiz zaman yaptığımız hesaplamaların yüzde 95 başarılı olduğunu görüyoruz. Bu çok önemli bir şey çünkü Marmara’da 100 tane istasyon var. Rastgele bu istasyonlar ve biz 750 metreye 750 metre piksellerde hesapladığımız veriler ve koyduğumuz algoritmayla görülüyor ki yüzde 95 başarımlı. Yani bunlar yüz metreye, yüz metre inse de büyük ihtimalle başarım oranı, bu oranlar içinde kalacak. Bu çok önemli, büyük bir şey. Daha henüz farkında da değiller. Bu bütün yaklaşımları değiştiriyor, çünkü bu ilkelere göre aynı sokaktaki bir binaya hasar atayabilirsiniz, birine atamayabilirsiniz. Çünkü binayı da bu işin içine kattığınız zaman, kentin topluca yıkılması gerekmiyor.

İstanbul’u baştan aşağı yenilemek gerektiği söyleniyor. Biz de öyle değil diyoruz. Laparoskopik cerrahiyle müdahale gibi, hastanın hangi hücreleri tehlikeliyse onları alacağız. Büyük bir ekonomik açmazın içine sürükleyebilecek bir yapılaşmaya karşı; çünkü malzeme yok, insan yok, kısa zamanda yapmak da mümkün değil. Yanlış yerden başlarsanız doğru yapılması gereken yeri de yapmamış olacaksınız. Onun için bu anlayışı değiştirilmesine çalışıyoruz.

“Karar vericilere bir öneriler silsilesi hazırlamış bulunuyoruz”

Prof. Dr. Haluk Özener ise, şu ifadeleri kullandı:

Bu toplantı buradaki üçüncü toplantı olabilir ama bu grubun üyeleri olarak defalarca uzaktan bağlantı yaparak biz belirli toplantılar yaptık ve sonucunda karar vericilere bir öneriler silsilesi hazırlamış bulunuyoruz. Özellikle deprem ve yer bilimleri çalışma grubu üyeleri olan jeofizik, jeodezi, jeologlar, yer bilimciler yani deprem mühendisleri, inşaat mühendisleri ve tarihçiler de var. Özellikle, faylardaki deprem tekrarlama aralıkları, sakınım zonları ve deprem zararlarının azaltılması konusunda üzerimize düşen hangi görevler olabilir ve karar vericilere ne gibi öneriler sunabiliriz, bunları yazılı hale getirdik. Cumhurbaşkanlığımıza, dolayısıyla da bugün burada Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum Beyefendiye takdim edeceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*